posted by betulbecit on Genel
No comments
Bu yazımda sizlere katılımcı olarak bulunmaya hak kazandığım, bu yıl 8.si düzenlenen +1T Tasarım Günleri’nden bahsedeceğim. Daha doğrusu toplam 8 gün süren bu program hakkındaki şahsi görüşlerimi gün gün sizlerle paylaşıyor olacağım.

Bugün programın ilk günüydü ve doğal olarak gün karşılama ve kayıtla başladı. Program hakkında bir takım bilgileri vermek için sahne ilk olarak Selim Şimşiroğlu’nundu. Oldukça samimi bir tarzı olan Şimşiroğlu’yla yapılan bu başlangıç, ortamın sıcaklığı açısından başarılı bir seçim olmuş gerçekten.
Açılış konuşmasını Ekrem Dumanlı yaptı. Köşe yazılarındaki resmiyle kıyasladığımda, Dumanlı’nın yüz hatlarındaki yılların verdiği tecrübe, biraz daha belirginleşmiş gibi geldi bana. Daha sonra gazete tasarımı hakkında bilgi vermek için Fevzi Yazıcı‘ya geldi sıra. İlk oturumda heyecanlıydı sanki. Ya her program onun için ilk sefermiş gibi bir heyecan veriyor ya da bana öyle gelmiş olabilir. :) Yazıcı konuşması esnasında salona ‘Aramızda infografik nedir bilen var mı?’ diye bir soru sordu. Ben böyle bir soru sorulmasını garipserken, salonda toplam 10 kişinin bile çıkmaması beni tam anlamıyla şoka soktu. Şüphesiz bilmemek ayıp değil ama böyle önemli bir tasarım etkinliğinde bulunan bu seçilmiş topluluktan infografiği bilen 5-10 insanın çıkması da oldukça ironik. Yazıcı’nın konuşmasına dönersek, gazete bünyesinde yapılan birçok infografikten örnekler verdi kendisi. Üzerinde titiz çalışmaların yapıldığı bu infografikler konuşmanın önemli bir kısmını oluşturduğu için Yazıcı üzerinde bir hayli durdu.
Fevzi Yazıcı’dan sonra Basılı ve Dijital Gazete konuları hakkında konuşmak üzere ünlü
tasarımcı Roger Black sahnedeydi. Açıkcası ilk oturumdaki konuşması beklentimin oldukça altındaydı. Benim dijital dünyaya olan ilgi ve okumalarım dolayısıyla ilk oturum esnasında bahsettiği şeyler beni doyurmadı fakat ikinci oturum kesinlikle daha iyiydi. (Bu arada fotoğrafta, sanki Roger Black benimle fotoğraf çektirmek istiyormuş gibi komik bir durum olmuş, gözden kaçmasın. :))
Ve +1T’nin ilk günü bina gezisiyle son buldu. İlk günden notlarım şimdilik bu kadar. İkinci gün görüşmek üzere…
posted by betulbecit on Genel, Slider
No comments

Gün geçmiyor ki bir gün daha uzmanlık alanlarımıza birini daha eklemeyelim. Sosyal medyanın hayatımızdaki yerine hiç girmeye niyetim yok bu yazıda, herkes her şeyin gayet farkında zaten. Fakat Twitter hayatımızda öyle bir hale geldi ki, her geçen gün bir kabiliyet (!) daha kazandırıyor bize sağolsun.
Bugün THY hosteslerinin kıyafetlerini değiştirdi hepimiz birer modacı olduk,
Yarın X markası logosunu değiştirir hepimiz grafiker/tasarımcı oluruz,
Ertesi gün Y milletvekili bir nutuk atar birden siyasetçi oluruz.
Zaman ilerledikçe meziyetlerimizi arttırır da arttırırız biz.
Elbetteki herkes görüşünü bildirip, istediği konu hakkında yorum yapabilir. (Sözüm işinin ehli olanlara değil bu arada.) Fakat her şeyin bir adabı var sonuçta. İnsanların binlerce saatlerini harcayarak uzmanlık oluşturdukları bir alanda, ağzı olan yerli, yersiz konuşuyor. Eleştirdiği kişiyi karşısında görse iki laf bile edemeyecek belki ama klavyeyi aldığı zaman eline bir haller oluyor, bir özgüven geliyor bize. Gördünüz mü, ben de iki dakikada eleştirmen oldum. Sonumuz hayrolsun diyor, yazımı burada noktalıyorum.
posted by betulbecit on Genel, Slider
2 comments

Öncelikle belirtmek isterim ki bu yazıyı bir uyarı, bir tavsiye için yazıyorum.
Yaklaşık iki ay önce hizlial.com’dan alışveriş yapmak gibi bir gaflette bulundum. Ve yine yaklaşık bir aydır iade etmek için olanca gücümle çabalıyorum.
Şöyle izah edeyim size;
Ürünü alırken hizlial.com size Vip Protect paketini de almak ister misiniz diye bir seçenek sunuyor. Bu paketi 80 lira gibi ücret vererek satın alabiliyorsunuz ve size sunduğu imkanlardan -iade etme gibi- yararlanabiliyorsunuz.
Telefonumu alırken herhangi bir memnuniyetsizlik durumuna karşı bu ücreti verip paketi de satın aldım. Birinci ayın sonunda telefondan memnun kalmadım ve iade etmeye karar verdim. Keşke her şey karar verdiğim kadar kolay olsaydı. Ama bu pek mümkün olmadı. Bir aydır belli aralıklarla müşteri hizmetlerine ulaşmaya çalışıyorum ama nafile. Bir müşteri temsilcisi diğerine, diğeri bir diğerine aktarıyor ve istisnasız her aramamın sonunda aktarılan yer suratıma kapatıyor telefonu. Vip Protect’in web sayfasına girince Gold’a yönlendiriyor. Gold’un müşteri hizmetlerini arayınca Hızlı Al’ı arayın bizi değil diyorlar. Yaptıkları şeye tek kelimeyle sahtekarlık diyorum! Ondan ona, ondan ona derken bir ayın sonunda bana stres, boşa harcanmış saatler ve iade edilememiş bir telefon kaldı.
Kısa bir süre daha bu problem çözülmezse öncelikle Tüketici Hakları Derneği’ne şikayet edeceğim, gerekirse de mahkemeye vereceğim. Bir telefon iadesi günlerimi, saatlerimi harcadılar. Sahip oldukları rezil müşteri memnuniyeti anlayışı yüzünden pire için yorganı yaktıracak hale getirttiler beni.
Demem o ki;
Sakın hizlial.com’dan alış veriş yapmak gibi bir hataya düşmeyin.
DÜZENLEME:
Blog yazısını yazdığım günün hemen akabinde hizlial.com’dan yetkili biri bana ulaştı ve konunun kendilerine yansıdığını ne gibi bir sıkıntı yaşandıysa telafi edileceğini bildirdi. Söyledikleri gibi geçen bir hafta içerisinde gün aşırı arayıp son durumun ne olduğunu, hangi aşama olunduğunu bildirdiler. Ayrıca hizlial.com’un Genel Müdür Yardımcısı Ömer Saruhan bizzat konuyla ilgilendi ve bütün aşamalarda memnuniyetim konusunda hassas davrandı. Buradan teşekkürlerimi iletiyorum.
Gönül isterdi ki bu problem hiç yaşanmasın…
posted by betulbecit on Genel, Slider
No comments

Yaklaşık 6 yılımı öğrenci evi ve yurtta geçirdim ben. Bu yıllar zarfında
babamla vedalaşırken bana söylemeyi hiç ihmal etmediği bazi öğütleri vardı. Şüphesiz bir hazine niteliğinde onlar.
Sizlerle de bir tanesini paylaşmak istedim.
Babam hep der ki;
‘Hayatta mutlu olmasını bil kızım.’
Eğer mutlu olmayı bilmiyorsa bir insan, cebinde milyon dolarlar olsa aslında beş para etmez onun için. Eğer uçan kuşta, düşen yaprakta yakalayabiliyorsa insan mutluluğu dünyalar onundur zaten!
Sevgiler ve saygılar.
posted by betulbecit on Genel, Slider
No comments

“Bir çağın vicdanı olmak isterdim; bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin. İdrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim; kelimeden, sevgiden bir köprü… Ben bu mazlum medeniyetin sesi olmak istiyorum… En büyük tehlike, uzun zamandır müptela olduğumuz yobazlık. Bize düşen, dertlerimizi ömür boyu gönüllerinde taşıyan insanlara sevgiyle eğilmek ve “hödük” idrakimize hata gibi kusurları cımbızla ayıklamaya kalkışmamak. Türk insanı irfandan önce sevgiye ve anlayışa muhtaçtır.”
Cemil MERİÇ
posted by betulbecit on Genel
No comments
Girişimcilerin sahip olması gereken özellikleri bir çok yerde okuyor ve karşılaşıyoruz. Bu kez sizinle bir yazı yerine video paylaşayacağım. Bir girişimci ve işçi arasındaki farka değinen çok kısa bir video. Buyrun;
..
Entrepreneur vs Employee from FIVOSZ on Vimeo.
posted by betulbecit on Genel, Slider
No comments

Çünkü beyin fırtınaları hareket doludur, eğlencelidir ve verimli yapıldığı takdirde hemen sonuç verir.
Beyin fırtınası söz konusu olduğunda ilk etapta düşünülen şey fikir üretilen basit bir aktivitedir. Fakat iş aslında bunun daha da ötesindedir. Beden sağlığımız için egzersiz yapmak ne kadar önemliyse, zihinsel faaliyetlerimiz ve hatta kurumumuz, şirketimiz veya içinde bulunduğumuz topluluk için de bir o kadar önemli değildir.
Başarılı bir beyin fırtınası yapabilmek için aslına bakılırsa büyük ve uzun süre uygulama yapmış olmak önemlidir. İşin püf noktası da beyin fırtınasına başlamadan önce kuralları koymak ve sonrasında bunları destelemektir.
Uzun süre uygulama yapmış olmak için de bir yerden başlamak gerekir. İlk başlarda zorlu konuları ele almak yerine fikir üretimi arttırmak ve bunu alışkanlık haline getirebilmek için rahat konuları seçebiliriz.

IDEO’ nun genel müdürü Tom Kelley’ ye göre “Beyin fırtınasında beceriklilik, yüksek tepki verme hızı, kendini uyarlama ve yeni zorluklara hazır olma becerisi demektir.”
Ben de bu yazımda sizlerle Tom Kelley’ nin Art of Innovation adlı kitabında detaylı olarak yer verdiği Beyin Fırtınalarının Yedi Sırrı’ nı paylaşacağım.
1. Odağınızı daraltın.
Problemin açık bir tanımıyla başlayın, geliştirilebilecek bir soru sorun, ama çok geniş alanda olmasın. Belli bir tipte kalıcı müşterici oluşturma sorusu veya müşterilerin deneyimlerinin tek bir aşaması üzerinde odaklanmak verimli bir üretim seansı oluşturacaktır. Mesela “İlk kez bizimle çalışan müşterilerimizin yaşadıkları deneyim hakkında nasıl daha derin bilgi edinebiliriz?” pek çok kurum için verimli bir beyin fırtınası konusu olacaktır.
2. Kurallara dikkat.
Toplantı odalarımızın duvarlarında beyin fırtınası kurallarımız asıldır. Sayı Hedefleyin, Uçuk Fikirler Deneyin, Görsel Olun, Hüküm Vermekten Kaçının, Bir Seferde Bir Konuşma. Kurallardan uzak durulan bir şirket kültüründe bile bu basit ilkelerin yol gösterici ve verim arttırıcı olduğunu görmüşüzdür.
3. Fikirlerinizi numaralandırın.
Fikirleri numaralandırmak katılımcıları motive eder, hızını belirler ve küçük bir yapı oluşturur. Saatte yüz fikir iyi ve akıcı bir beyin fırtınasının işaretidir. Üstelik numaralarınız olduğu için 94’ e geldiğinizde takım tükenmiş bile olsa, bir altı tane daha bulup yüze tamamlama istekleri olacaktır.
4. Zıplamalar ve atlamalar
En hareketli beyin fırtınaları bile ara ara tökezler. Hızla, fişek gibi başlar, bir anda ortaya atılan fikirler atılıt ama sonra fikirler tekrarlamaya ve azalmaya başlar. İşte bu an yöneticinin vites değiştireceği an olacaktır. Farklı yaklaşımlar ortaya atmak ya da kısa zaman önce bahsi geçmiş bir fikre dönmek gibi hareketler ivmeyi korur ve enerjiyi arttırır.
5. Alanınızı kullanın
Fiziksel çevrenizi her şekilde kullanarak beyin fırtınalarınızı güçlendirin. Bırakın fikirleriniz şekil bulsun ve odayı doldursun, kocaman post-it’lere yazın, çizin tüm dikey yüzeyleri yapıştırın. Fikirlerinizi görsel bir şekilde basit teknolojiyle yakalayın ve basitçe kaydedin ki herkes rahatça bakabilsin.
6. İlk önce esneme hareketleri.
Bir gece öncesinden katılımcılarınızdan konu hakkında basit ev ödevlerini verin. İlgi çekici kelime oyunları oynatın; böylece kafalarındakini bir kenara bırakıp dikkatlerini verebilirler. Doğaçlamadan yararlanarak biz hep bir çeşit ısınma hareketiyle başlarız. Ben birisini bir kelime ya da fikir atarım, o da hemen bir şeyler ekleyip başkasına atar, o da başkasına atar. Atletler ısınma hareketleriyle başlar, biz de.
7. Fiziksel sonuçlar.
IDEO’ da toplantı odalarımızdan paket köpüğü, selobant, sıcak uhu tabancası ve bunlar gibi prototip yapmak için lazım olabilecek basit araçları ve malzemeleri eksik etmeyiz. Ortaya çizimler, tasarımlar ve modeller çıkar. Bazı beyin fırtınalarımız fikrin kabasını oluşturma aşamasını geçerek prototip ortaya çıkarmaya kadar gider.
Unutmadan;
Beyin fırtınası, inovasyonun bir numaralı yakıtıdır.
posted by betulbecit on Genel
No comments
Bir TED bağımlısı olduğumu kabul ediyorum. Ve bir gün orada konuşacağıma da inanıyorum. Neye dair olduğu henüz belli değil; belki hayata dair sadece, belki belli bir ideolojiye, belki inovasyona, belki tasarıma, belki de aşka. Bildiğim bir şey varsa, o atmosferi yaşamak istiyorum. İstiyorum istemesine de, konuşmayı yapmadan önce sana verilmiş 10 adet emir var yapman gereken. İşte bundan bahsedeğim ben de.

- Her zaman anlattığınız sıradan şeylerden bahsetmeyin. Farklı olun.
- Büyük, çok büyük hayalleriniz olsun! Veya harikulade yeni bir şey gösterin! Ya da daha
önce hiç paylaşılmamış bir şeyleri paylaşın!
- Meraklarınızı anlatın! Tutkularını ortaya dökün!
- Bir hikaye anlatın.
- Diğer kişilerle çok iyi iletişim kurabilmek ve mükemmel tartışmalarda bulunabilmek
için diğer konuşmacılar hakkında yorum yapmakta özgür olun.
- Egoist olmayın. Eleştiriye açık olmaktan da korkmayın. Hem başarılarınız hem de
başarısızlıklarınız hakkında konuşun.
- Kesinlikle sahnede satış yapmayın. Şirketinizin, ürünlerinizin, ya da bir kitabınızın
göşterişli bir şekilde reklamını veya tanıtımını yapmayın. Mali yardıma ihtiyacınız
olduğunu sergilemeyin. Eğer böyle bir şey yaparsanız, dıştaki karanlığa atılırsınız.
- Tüm bunları yaparken hatırlayın: Kahkaha İyidir.
- Konuşmanızı okumayın.
- Sizden sonraki konuşmacıların vaktinden çalmayın, konuşmanızı vaktinde bitirin.
posted by betulbecit on Genel, Kitap, Slider
No comments

10 İnovasyon Emri benim okurken en çok zevk aldığım kitaplardan birisidir kesinlikle. Bir inovasyon dahisi olan Tom Kelley’i bu kitapla tanıdım ve IDEO’ya olan ilgim bu kitapla başladı. Kitabın çevirisi de gayet iyi buldum, Can Sungur’u bir kez daha tebrik ediyorum. Kitabı okurken 10 adet karakterle karşılaşacaksınız. Belki onlardan bir tanesi tam da sizi anlatıyordur, belki henüz onlardan biri değilsinizdir. O zaman hangisi olmak istediğinize karar vermek sizin ellerinizde.
Kitap şöyle lanse ediliyor;
“Şirketinizde kimin müşterileri analiz eden bir Antropolog kimin farklı şeyleri birleştirerek yeni fikirler üreten bir Çaprazlayıcı ya da kimin zorlukların üstesinden gelen bir Mücadeleci olduğunu öğrendiğinizde şaşıracaksınız. Bu kitabı okurken, belki de hiç bilmediğiniz özelliklerinizi keşfedecek ve inovasyona giden yolda ufkunuzu netleştireceksiniz.”
İnovasyona ilginiz varsa ve hala bu kitabu okumadıysanız, acele etmekte fayda var!

posted by betulbecit on Genel, Kitap, Slider
No comments

Erol Batislam’ ın kaleminden çıkan bu değerli kitap marka adına bir yol rehberi. Batislam kitaba başlarken şöyle diyor;
“Ne zaman klavyemde ‘strateji’ yazmaya kalksam yanlış yazdığımı, sıklıkla da ‘starteji’ yazdığımı farkettiğimde ‘bunun bir hikmeti olsa gerek’ diye düşündüm. Başlık sadece bir kelime oyunundan ibaret değil, anlayacağınız. Strateji; hedeflere nasıl ulaşılacağının tanımlamaktır. Taş mı, makas mı, kağıt mı? Seçimler yapmaktır. Vazgeçmektir. Marka iletişimi tarihinde stratejinin her şeyin başında olduğunu iddia etmek, onsuz ilerlemenin raysız trenle meçhule yol almaya benzediğini söylemek abartılı olmaz. Bir metafor daha… Stratejik bakıştan mahrum iletişim yatırımları karanlık bir odada siyah bir kedi aramaya benzer, hatta odadaki siyah kedinin başka bir odaya kaçtığını strateji olmadan anlamak biraz zordur.”
Vakit kaybetmeden okuyun, kütüphanenizde de bir tane muhakkak bulundurun.